Dönüyorsa umut edebilme kabiliyetine sahip insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor dünya... Ve aşkın! Bazı insanlar tepeden tırnağa sabırdan, tepeden tırnağa umuttan ve upuzun yollar boyu gitmelerden yapılmıştır. Tıpkı Feride gibi. Bazı insanlar ise babalarının gülüşlerinden, cesaret ve inançtan, biraz da külden yapılmadır. Tıpkı Kâmran gibi. Feride’yi annesi rüyalarda emzirdi, orada ninnileriyle avuttu, uyuttu. Usulca öpüp, bir kader verdi alnına dudaklarıyla. Genç ve zarif bir keder. Çalıkuşu dediler ona. Pervane misali şem’e kanat çırptı bundan sonra. Kâmran da değiştirdi bir mumun kaderiyle kendininkini. Dile dökmediler yok, sessizce sevdiler kimi sevdiklerini bilmeden. Uçurumlar çağırdılar aralarına söylenmemiş sözcüklerden, duvarlar ördüler hoyrat tuğlalardan. İki dizleri yaralı çocuk, ustası oldu kalplerini birbirinden esirgemenin. Bazı insanlar zamansızdır. Biri geç unutmuş, diğeri erken sevmiştir. Varsın, olsun. Çünkü göğü baş aşağı tutan aşkın hükmüyle, onlar ayrılıkta da uzaklıklarda da vuslatta da, birbirlerini sevmekten ibarettir yalnızca. Çoğumuz olduğumuz yere kötü bir olay, kırık bir kalp yahut hiç planlamadığımız halde başımıza gelen bir şey yüzünden geldik. Tıpkı Feride’nin kırık bir kalple yollara düşmesi gibi. Cesaretle, inançla, en sevdikleriyle, dayanma ve katlanma kudretiyle sınanıp büyümeyi öğrenir çalıkuşu. Ve anlar; insan ne kadar uzağa giderse gitsin kalbinden kaçamaz. Anadolu'nun hangi ücra köşesini adımlarsa adımlasın tüm yolları aşka; Kâmran'a çıkar sonunda.
Yorumlarınızı saygı çerçevesinde yapınız.Yorum yapabilmek için üye olmalısın.
Dönüyorsa umut edebilme kabiliyetine sahip insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor dünya... Ve aşkın! Bazı insanlar tepeden tırnağa sabırdan, tepeden tırnağa umuttan ve upuzun yollar boyu gitmelerden yapılmıştır. Tıpkı Feride gibi. Bazı insanlar ise babalarının gülüşlerinden, cesaret ve inançtan, biraz da külden yapılmadır. Tıpkı Kâmran gibi. Feride’yi annesi rüyalarda emzirdi, orada ninnileriyle avuttu, uyuttu. Usulca öpüp, bir kader verdi alnına dudaklarıyla. Genç ve zarif bir keder. Çalıkuşu dediler ona. Pervane misali şem’e kanat çırptı bundan sonra. Kâmran da değiştirdi bir mumun kaderiyle kendininkini. Dile dökmediler yok, sessizce sevdiler kimi sevdiklerini bilmeden. Uçurumlar çağırdılar aralarına söylenmemiş sözcüklerden, duvarlar ördüler hoyrat tuğlalardan. İki dizleri yaralı çocuk, ustası oldu kalplerini birbirinden esirgemenin. Bazı insanlar zamansızdır. Biri geç unutmuş, diğeri erken sevmiştir. Varsın, olsun. Çünkü göğü baş aşağı tutan aşkın hükmüyle, onlar ayrılıkta da uzaklıklarda da vuslatta da, birbirlerini sevmekten ibarettir yalnızca. Çoğumuz olduğumuz yere kötü bir olay, kırık bir kalp yahut hiç planlamadığımız halde başımıza gelen bir şey yüzünden geldik. Tıpkı Feride’nin kırık bir kalple yollara düşmesi gibi. Cesaretle, inançla, en sevdikleriyle, dayanma ve katlanma kudretiyle sınanıp büyümeyi öğrenir çalıkuşu. Ve anlar; insan ne kadar uzağa giderse gitsin kalbinden kaçamaz. Anadolu'nun hangi ücra köşesini adımlarsa adımlasın tüm yolları aşka; Kâmran'a çıkar sonunda.
Fahriye Evcen Özçivit
Feride
Burak Özçivit
Kamuran
Mehmet Özgür
Seyfettin
Pinar Caglar Genctürk
Münevver
Su Kutlu
Misel
Esra Kiliç
Felike
Begüm Kütük
Neriman
Makbule Meyzinoglu
Sör Matild
Hülya Gülsen Irmak
Dilber Kalfa
Günes Hayat
Gülmisal Kalfa
Ebru Helvacioglu
Necmiye
Nurcan Sirin
Muzaffer
Aliye Mutlu
Katina
Elif Iskender
Besime
Asli Içözü
Sör Aleksi