Train Dreams, 20. yüzyılın başlarında Amerika’nın yabanında bir ağaç kesicisinin içe dönük, yankılı yaşamını izleyen, zamana karşı mütevazı bir ağıt. Lokomotiflerin uğultusu ve büyüyen sanayi, kütük kamplarının sert gerçekliğiyle çarpışırken, onun sessiz emeği aşkın kısa parıltıları ve beklenmedik kayıplarla sınanır. Film, büyük tarihin küçük bir bedende bıraktığı izleri, rüzgârla devinen ağaçların ve gecenin hayvansı imgelerinin arasında, neredeyse rüya yürüyüşü gibi bir sadelikle takip eder. Uzun planlar, sözcüklerden ağır sessizlikler ve yüz hatlarına sinen kırılganlık, kahramanın zarafetle kabullenişini görünür kılar; yol değişir, trenler ilerler, içindeki yankı ise derinleşir.