Plainclothes, 1990’ların New York’unun neonla yıkanmış gecelerinde geçen, arzu ile otorite arasındaki ince çizgiyi jilet gibi kesen bir neo-noir. Gizli görevdeki bir polisin, parklarda ve barlarda yürütülen “av” operasyonlarında kimliğini bir maske gibi kullanırken beklenmedik bir yakınlıkla sarsılışı filmin kalbini atıyor. Yönetmen, sisli sokak lambaları, buğulu vitrinler ve nabız tutan bir synth müzikle kentin paranoyasını kurarken, karakterin iç sesini bakışlarda ve küçük jestlerde okutuyor. Eşcinsel erkeklere yönelik tuzak operasyonlarının etik yaralarını didikleyen yapım, suç gerilimini bir büyüme hikâyesine dönüştürüyor. Başrolün kırılgan maskülenliği ile karşısındakinin dingin cazibesi arasındaki kıvılcım, dosya sayfalarını alev alan bir vicdan muhasebesine dönüşüyor; cevaplardan çok yankılar bırakan cesur ve kırılgan bir yüzleşme sunuyor.