Come See Me in the Good Light, ölümle göz göze gelen iki şairin, Andrea Gibson ile Megan Falley’nin, kelimelerden bir sığınak, kahkahadan bir pansuman yaptığı, kırılgan ama dirençli aşklarının izini sürüyor. Kamera, sahne ışıklarının sıcaklığından ev içinin fısıltısına uzanırken, ikilinin korku, umut, bakım ve yaratıcılık arasında kurduğu hassas dengeyi görünür kılıyor. Hastalık olasılığı gölgede dursa da film gölgeyi değil ışığı seçiyor; mizahın, gündelik küçük ritüellerin ve paylaşılmış dizelerin yaşama nasıl tutamak olduğuna bakıyor. Her anı bir şiire, her şiiri taze bir başlangıca çeviren bu hikâye, hüznün içindeki neşeyi ve sonların içindeki geniş olasılığı fark etmeye çağırıyor.