Yetim kalan iki kardeş, şefkatli görünen bir kadın tarafından evlat edinildiğinde, bunun yaralarına merhem olacağını sanır. Kadının ormanın içinde, yola uzak taş evine taşındıklarında sessizliğin ağırlaştığı bir dünyaya girerler: kapıların gece kendi kendine sürgüye alınması, kimsenin çalmadığı bir müzik kutusunun tınısı, duvarların ardında saklanan fotoğraflar… Ev sahibi, masaya bıraktığı mektuplarda “aile” kelimesini tekrar ederken çocuklardan tek bir şey ister: kurallara uymak. Ama kurallar, bir yas ayininin parçası gibidir. Doğa unsurları, sis ve rüzgâr uğultusu, evin kederini kişileştirir; kamera koridorları uzun planlarla takip eder, ışık bir türlü tam açılmaz. Kadının sıcak gülümsemesi, mutfakta sakladığı tuhaf kavanozlarla tezat kurar. Film, ebeveynliğin sınırlarını ve kaybın putlaştırılmasını sorgularken küçük detayları sabırla dizer; “Bring Her Back” cümlesi bir dilekten çok buyruğa dönüşür. Sürprizi bozmayalım: ‘geri getirmek’in bir bedeli vardır; kardeşlerin birbirine tutunuşu finaldeki sarsıntıyı anlamlı kılar.
Bazı sahneler mide bulandırıcı olsa da fena degil. Korku degil gerilim diyebiliriz. Bence hakettiği max puan 6/10